Kişilerin ikiyüzlülüğü, cahilliği ve buna bağlı olarak kirlenen dünyadan kendini soyutlamak amacıyla bir kafese kapatan ve Çehov eserlerini okuyup onun gözünden hayatı ve insanı anlamaya çalışan, neredeyse tüm eserlerinin sayfa hatta satırlarını ezbere bilen genç Christiano'nun öyküsü...
Christiano, annesinin tüm ısrarlarına, kardeşinin ondan utanmasına ve abisinin (Pietro) kışkırtmalarına rağmen kafesinden çıkmaz...Ta ki yengesi "Chiara"nın ona ilgi göstermesi ve aralarında duygusal bir ilişki başlayıncaya kadar... Bu sürece kadar kafesinden çıkması için ona yalvaran annesi durumu farkettiğinde Christiano'nun kafesten çıkmaması için anahtarı saklar...
Devamı derin spoiler barındırdığı için burada kesiyorum :))
Oyun, özellikle finali ile tabir yerindeyse tüyleri diken diken etmekte. Oyuncular ise mükemmel. Mert Turak için söylenecek söz yok. Hikmet Körmükçü, az sözle mimiklerini, ifadesini birleştirip çok şey anlatıyor. Pietro rolunde Caner Candarlı çok iyiydi.
Özellikle ara ve finalde yer alan "Angel" için ise saygılarımı sunuyorum :)
14 Şubat 2010 Pazar
Kafes
Kişilerin ikiyüzlülüğü, cahilliği ve buna bağlı olarak kirlenen dünyadan kendini soyutlamak amacıyla bir kafese kapatan ve Çehov eserlerini okuyup onun gözünden hayatı ve insanı anlamaya çalışan, neredeyse tüm eserlerinin sayfa hatta satırlarını ezbere bilen genç Christiano'nun öyküsü...
Christiano, annesinin tüm ısrarlarına, kardeşinin ondan utanmasına ve abisinin (Pietro) kışkırtmalarına rağmen kafesinden çıkmaz...Ta ki yengesi "Chiara"nın ona ilgi göstermesi ve aralarında duygusal bir ilişki başlayıncaya kadar... Bu sürece kadar kafesinden çıkması için ona yalvaran annesi durumu farkettiğinde Christiano'nun kafesten çıkmaması için anahtarı saklar...
Devamı derin spoiler barındırdığı için burada kesiyorum :))
Oyun, özellikle finali ile tabir yerindeyse tüyleri diken diken etmekte. Oyuncular ise mükemmel. Mert Turak için söylenecek söz yok. Hikmet Körmükçü, az sözle mimiklerini, ifadesini birleştirip çok şey anlatıyor. Pietro rolunde Caner Candarlı çok iyiydi.
Özellikle ara ve finalde yer alan "Angel" için ise saygılarımı sunuyorum :)
31 Ocak 2010 Pazar
Vahşet Tanrısı
Oyuncular : Ülkü Duru, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, İşdar Gökseven
Çocukları kavga etmiş iki aile "uzlaşma" amacıyla bir araya gelir. Başlarda gayet uzlaşımcı olan çiftler konuşma ilerledikçe bazen kendi içlerinde bazen de birbirlerine karşı saldırganlaşırlar.
İlk bakışta komedi gibi görünse de aslında özünde dramatik bir oyun. İnsanların evlilik ile ilgili görüşlerinin yaşamları ile çelişmesi, çocuk büyütmenin zorluğu, sahte yüzler ve kimliklerle olduğundan farklı görünme çabaları, sözde medeni ve uzlaşımcı olmaları vs...
Oyunculuklara gelince bence hepsi mükemmel. Ancak özellikle Zerrin Tekindor ve Ülkü Duru erkek oyuncuları gölgede bıraktı diyebilirim :) Zerrin Tekindor'u ilk kez sahnede izledim ve umarım bundan sonra hep sahnede görebiliriz. Kesinlikle çok hareketli ve bir kez izlemenin yetmeyeceği bir oyun, tavsiye ederim :))
Maskeliler
29 Aralık 2009 Salı
Yalancının Resmi

Kitap okumak için parka gelen bir Kadın ve Adam'ın karşılaşması ile başlayan oyun, Adam'ın Kadın'a anlattığı hikayeler ile renkleniyor. Kadın, Adam'ın anlattığı hikayelere inanmasa da güzel olduklarını düşünüp onu dinlemeye devam ediyor.
Oyun gerçekten keyifliydi. Özellikle adamın anlattığı hikayeler ve anlatım şekli, oyun ilerledikçe kadının adama uyum sağlaması ve onun gibi hikayeler anlatmaya başlaması komikti :) Tavsiye ederim.
***
"nazım hikmet’le bira içtiğim günü anlatacaktım size"
“pablo picasso’yu böyle tanıdım işte”
“ne güzel ! siz çaldınız, pavarotti söyledi”
“gagarin ile tartışmıştım bu meseleyi”
“birbirimize baktık. benim adım albert dedi albert einstein. fizikçiyim”
“şinasi abinin meyhanesinde içer ve düşünürdük. daha doğrusu ben içerdim, orhan veli hem içer hem düşünürdü”
“birgün marlon brando’ya neden bu kadar kilo aldığını sordum”
1 Aralık 2009 Salı
Rita'nın Şarkısı

Her tiyatro izleyicisi gibi benim de sahnede izlemek istediğim, benim için özel olan birkaç isim var :) Bunlardan birini cumartesi günü (servis şoförünün insan üstü çabaları ile İstanbul trafiğini alt etmesi sonucunda) İstanbul Devlet Tiyatroları Cevahir Sahnesinde izleyebildim.
Oyun, Adana Devlet Tiyatrolarında sahnelenmekte olan ve turne kapsamında İstanbul izleyicisi ile buluşan "Rita'nın Şarkısı"ydı.
İçki problemi nedeniyle çalıştığı üniversite yönetimi ve öğrencileri ile arası kötü olan Dr. Frank (Çetin Tekindor) yönetimin kararı ve maddi ihtiyacı nedeniyle açık üniversite için ders vermek zorunda kalır. Gelen tek öğrencisi ise bir kuaförde çalışan, çenesi düşük, ucuz romanlar okuyan, kendisini -cahil- diye tanımlayan ve kendini bulmak isteyip kendini arayan Rita (Tülay Günal)dır.
Oyunda bu ikilinin, şiir, Blake, Macbeth, tiyatro, eğitim sistemi, Howard'ın mabadı, yakut yemişler ormanı, Çehov ve evlilik üzerine keyifli yorumları ve tartışmaları yer almakta.
Oyun, Adana Devlet Tiyatrolarında sahnelenmekte olan ve turne kapsamında İstanbul izleyicisi ile buluşan "Rita'nın Şarkısı"ydı.
İçki problemi nedeniyle çalıştığı üniversite yönetimi ve öğrencileri ile arası kötü olan Dr. Frank (Çetin Tekindor) yönetimin kararı ve maddi ihtiyacı nedeniyle açık üniversite için ders vermek zorunda kalır. Gelen tek öğrencisi ise bir kuaförde çalışan, çenesi düşük, ucuz romanlar okuyan, kendisini -cahil- diye tanımlayan ve kendini bulmak isteyip kendini arayan Rita (Tülay Günal)dır.
Oyunda bu ikilinin, şiir, Blake, Macbeth, tiyatro, eğitim sistemi, Howard'ın mabadı, yakut yemişler ormanı, Çehov ve evlilik üzerine keyifli yorumları ve tartışmaları yer almakta.
Aralık programında iki hafta boyunca İstanbul'da görünen bu oyunu kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca bu keyifli oyunu izlememe büyük katkısı olan servis şoförümüze teşekkürü bir borç bilirim :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
