Oyun, Songül isimli 15 yıllık evli bir kadının, hayata dair hayallerini, yaşadıklarını ya da yaşayamadıklarını anlatıyor. 15 yıldır hiç değişmeyen sakin kocasının kendisini aldatmasını ve buna doya doya ağlamayı isteyecek kadar da çaresiz bir kadın. Songül'ün hikayesi çok tanıdık. Neredeyse her gün karşılaştığımız türden bir hikaye. Ve Günay Karacaoğlu bu karakteri öyle güzel canlandırmış ki izlememek büyük haksızlık olur. Kendisine Yeditepe İstanbul'dan beri sempatimiz vardır. Ancak bu oyunla artık aileden biri gibi hissediyoruz :)
7 Nisan 2010 Çarşamba
Basit Bir Ev Kazası
Oyun, Songül isimli 15 yıllık evli bir kadının, hayata dair hayallerini, yaşadıklarını ya da yaşayamadıklarını anlatıyor. 15 yıldır hiç değişmeyen sakin kocasının kendisini aldatmasını ve buna doya doya ağlamayı isteyecek kadar da çaresiz bir kadın. Songül'ün hikayesi çok tanıdık. Neredeyse her gün karşılaştığımız türden bir hikaye. Ve Günay Karacaoğlu bu karakteri öyle güzel canlandırmış ki izlememek büyük haksızlık olur. Kendisine Yeditepe İstanbul'dan beri sempatimiz vardır. Ancak bu oyunla artık aileden biri gibi hissediyoruz :)
Bayrak
İzlediğim oyunlar içerisinde beni en çok etkileyenlerden biri. Mükemmel bir kurgusu var kesinlikle ters köşeye yatırıyor. Aynı zamanda çok başarılı ve inandırıcı oyunculuklar var. İzlerken tiyatroda olduğunuzu unutuyorsunuz. Konusunu anlatmak imkansız, izlemek gerek. *** Canan Ergüder ile Ali Atay'ın kavga ettiği sahne ve sonrasındaki oyunculuk başarısını tarif etmek imkansız. Okan Yalabık ise yine çok başarılıydı. Kendisini Cumartesi günü "39 basamak"ta dün ise "Bayrak"ta izledim. İki oyunun konusu ne kadar farklıysa Okan o kadar başarılıydı. Birinde binbir çeşit komik halde iken diğerinde dışarıdan bakıldığında gayet sakin görünen birinin neler yapabileceğini gösteren o gerilimli havayı inanılmaz derecede gerçekçi yansıtmıştı.***
- ben ? ben yok muyum romanda ?
4 Nisan 2010 Pazar
39 Basamak
Richard Hannay, yaşadığı can sıkıntısından az da olsa kurtulabilmek umuduyla tiyatroya gider. Burada tanıştığı Anabella isimli kadının bir gizli ajan olduğunu ve çok gizli bir görev için İskoçya'ya ulaşması gerektiğini öğrenir. Ancak kadının peşinde olan iki adam buna izin vermeyecektir. Böylelikle kahramanımız Richard istemeden de olsa kendisini 39 basamak isimli gizli görevin içinde bulur. Ve kovalamaca başlar!
Çok hareketli ve keyifli bir oyun. Gerilimin komedi ile birleştirilmesinde komedi baskın çıkmış ve çok başarılı olmuş. Daha oyunun başlarında yer alan "meşhur londra sokak lambaları" altındaki iki adam halleriyle ne kadar keyifli bir oyun izleyeceğimizin sinyalini verdiler :) Sonrasında dekorların sahneye gelişi, yer değiştirmesi, Hitchcock ustaya yapılan saygı duruşu, filmlerine yapılan göndermeler, Richard ve Pamela'nın kaçış sahnesinde karşısına çıkan doğal engeller :) ve finalde kar yağışı sahnesi. Hepsi gerçekten çok başarılı ve keyifliydi. Oyuncuların enerjisine ve sahnede aldıkları keyfe özenmemek elde değildi.
Testosteron
Şarkıcı gelin ve ünlü biyolog damadın nikahı esnasında en önemli an gelmiştir. Damat "Evet" der ancak gelin " hayır, gönlüm başkasında" diyerek aslında olayla hiç ilgisi olmayan, orada görev amacıyla bulunan bir gazeteciyi gösterir. Tabii biz bu detayları aslında nikah sonrası eğlenmek için kapatılan ancak şimdi farklı bir amaçla bir araya gelinen barda erkeklerin kapışması esnasında öğreniriz.
Öncelikle Tarantino'nun kült film mertebesine ulaşan filmlerinden Rezervuar Köpekleri'nin bir sahnesini izlemeye başlıyoruz. Aniden bir kargaşa başlıyor ve içeri kavga eden birkaç erkek yani beklenen düğün kafilesi giriyor :) Ve oyun bundan sonra başlıyor...
Oyun eğlenceli, konu hepimizin dertli olduğu bir konu, oyunculuklar başarılı (Hepsi çok çok iyiydi ama Onur Ünsal daha bir dikkat çekiciydi sanırım.) yani aradığınız her şeyi fazlasıyla bulabileceğiniz keyifli bir oyun.
11 Mart 2010 Perşembe
Everybody's Fine
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
