- Uzun zamandır "günün notları"nı yazmadığımı üzülerek farketmiş bulunmaktayım. O zaman biraz gevezelik edelim...
- Yıllık izinden sonra işe hızlı bir başlangıç yaptım. Bir haftada iki kat yoruldum.
- Biliyorum çok soğuk, trafik kötü, doğalgaz faturası cebinizi yakacak ama yine de çok güzel görünmüyor mu İstanbul karlar altında ?
- 123 dinliyorum bugünlerde. Geç keşfettim ama aradaki farkı kapatmaya çalışıyorum. Özellikle "
Again"i dinleyiniz.
- Yeni yılda kullanmak için iki tane süper defter alan ben ama kullanmaya kıyamayan yine ben. Biliyorum yalnız değilim !
- 123, Melis Danişmend ve Elif Çağlar'ı canlı dinlemek istiyorum ama zaten kısıtlı olan konser programlarında da ben çalışıyor oluyorum.
- İlyada'yı okuyorum ama aradığımı tam olarak bulamadım sanırım.
- Bu aralar okuduklarımdan aklımda kalanlar;
Raydan Çıkanlar - James Siegel : Filmini biliyor olabilirsiniz. Ben henüz izlemedim. Kitapta sabah işe gitmek için binmesi gereken treni kaçıran bir adamın başına gelenler anlatılıyor. Bir gecede bitirdim, bence sürükleyici bir kitaptı.
Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey - Marc Levy : Esasında yazarın kitaplarını severim. Bu kitapta eksik birşeyler vardı sanki ya da benim tadım yoktu, bilemedim.
Dokuz Öykü - J.D.Salinger : Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün, Sarsak Dayı Connecticut'ta, Eskimolarla Savaştan Hemen Önce, Gülen Adam, Teknede, Esme İçin-Sevgi ve Sefaletle, Yeşil Gözlüm Al Dudaklım, De Daumier-Smith'in Mavi Dönemi ve Teddy isimli öykülerden oluşan kitap. Tiyatro öncesi yolculuklarımda, otobüste eşlik etti bana. Hepsini sevdim ama "Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün" başka.
Tehlikeli İlişkiler - Choderlos De Laclos : Şehir tiyatrolarındaki aynı isimli oyunu bir senedir izleyemedim. Kitabı da uzun süre önce almıştım yeni okuyabildim. Vicomte de Valmont ile Marquise de Merteuil isimli ana ve diğer yardımcı karakterlerin mektuplarından oluşan bir kitap. Aşk, entrika, kadın-erkek ilişkileri, ahlak, intikam gibi duyguların çevresinde insanları tuzağına düşüren bir kadın ve bir erkek karakterin neler yaptığına çok şaşırabilirsiniz. Mektuplardan oluşan bir kitap herkese çekici gelmeyebilir ama bu kitap mutlaka okunmalı. En kısa zamanda oyunu da izlemek istiyorum.
- Bugünlerde sürpriz yumurta alan ve içinden şirinlerden biri çıktığında sevinç çığlıkları atan birini görürseniz korkmayın, zararsızdır :)
- Vahşet Tanrısı isimli oyunu izleyip sevenlere aynı konuyu anlatan ve mükemmel bir kadrosu olan "Carnage" isimli filmi tavsiye ederim. Sinemada izleyebilmek için Beykoz'dan Şişli'ye gittim. Ancak maalesef vizyonda uzun süre kalamadı.
- Şu aralar sabırsızlıkla beklediğim film de -The Artist- haftaya vizyona giriyor.
- Geçtiğimiz hafta evde de güzel filmler izledim. Klasiklere bayıldığım için onlardan birkaç tanesini paylaşayım;
Trouble in Paradise (1932), muhteşem bir film. Birbirine aşık iki hırsızın başına gelenler diye özetleyelim. Uzun uzun anlatmak filmden alınacak keyfi azaltabilir. Mutlaka bulun ve izleyin derim. Tabi hala izlemediyseniz.
The Awful Truth (1937), basit bir sebepten kavga eden ve boşanmak için mahkemeye başvuran çiftin boşanma öncesindeki komik halleri. Cary Grant yine çok eğlenceli bir rolde. Film, en iyi yönetmen oscarına da sahipmiş. (bkz:ekşisözlük)
M (1931), şehre korku salan çocuk katili günlerdir bulunamamıştır ve kaybolan çocuk sayısı artmaktadır. Polisler halkın tepkisinin de etkisiyle aramaları artırır ve sürekli baskınlar düzenler. Ancak bu durumdan şikayetçi olan bir grup vardır, hırsızlar. Baskınlar nedeniyle işlerini yapamazlar. Liderleri eşliğinde bir ödül koyarak dilenciler ve sokaktaki evsizlerden yardım isterler. Polisten önce katile ulaşmak tek amaçlarıdır. Bu grup katili kör bir balon satıcısı sayesinde bulur ve bir binada köşeye sıkıştırır. Bu durumdan polisin de haberi olur. Polisler gelmeden hırsızların katili bulmaları ve binadan çıkartmaları gerekmektedir. Fritz Lang'i hayatımda en çok etkilendiğim filmlerden biri olan Metropolis ile tanımıştım. Bu referansa rağmen M'yi izlemeyi neden bu kadar geciktirdim bilmiyorum ancak kesinlikle tavsiye ederim. Her karesini çözümlemeyi ve anlatmayı çok isterdim. Ancak hem eksik kalır hem de okuyanlara haksızlık olur.
Camille (1936), daha önce
şurada bahsettiğim ünlü kitaptan uyarlama bir film. Uyarlama olarak başarılı diyemiyorum çünkü eksik noktaları var ancak kendi başına bir film olarak düşünüldüğünde gayet iyiydi.
- Okunacak kitap sayısını 77ye indirdim. Bu sene hedefim 100 kitap okumak.
- İbb şehir tiyatrolarının Şubat 2012 programı açıklandı.
- İf İstanbul programı da yarın açıklanacakmış.
- Pera Müzesi'nin "Konstantiniyye'den İstanbul'a" isimli sergisini çok merak ediyorum.
- Dali sergisine de hala gidemedim.
- Bu kadar gevezelik yeter sanırım.