20 Nisan 2014 Pazar

Birsen Tezer


Sesini ilk ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum. Ancak iyi bildiğim bir şey varsa o da bir daha dinlemekten vazgeçemediğimdir. Konserlerinin genelde iş günlerinde olması ve benim vardiyalı çalışıyor olmam nedeniyle gidememiştim ancak 5 Nisan tarihinde o güzel sesi yakından dinleme fırsatı buldum.

Salon İKSV’de dinleme fırsatı bulduğum ve müzikten sarhoş olmadan ayrıldığım bir konser olmadı. Birsen Tezer konseri de buna dahil elbette. Yaklaşık 2 saat boyunca çok sevdiğim şarkılarını seslendirdi. Konser takvimini kovalamak yorucu olsa da sonuç buna değdi, hem de fazlasıyla.

12 Nisan 2014 Cumartesi

Bir Delinin Hatıra Defteri

Yaklaşık 5 yıl önce İstanbul turnesine gelmişti oyun. Ben de fırsat bulup izlemiştim. Sonuç büyüleyiciydi benim için. Çünkü karşımda rol yapan değil karakterini yaşayan bir adam vardı. O adam vinç üzerinde deliliğe yaklaştıkça gerilimi içimizde hissettik. Aradan geçen yıllar içinde Erdal Beşikçioğlu hepimizin amiri oldu, oyun bu süre boyunca hiç turneye gelmedi İstanbul’a. Uzun aradan sonra yeni bir turne haberi aldık, ancak izlemek isteyenleri kötü bir sürpriz bekliyordu, biletler neredeyse çıkmadan tükeniyordu! Ancak benim için bir fırsat doğdu ve tekrar izleyebildim. İtiraf edeyim biraz korkuyordum ilk seferinde olduğu kadar etkileyici gelmemesinden. Ancak öyle muhteşem bir oyuncu ve oyun varken böyle bir seçenek yokmuş, ben bilemedim. Yine büyülenerek çıktık oyundan. Zor biliyorum ama bu oyun için çaba göstermeye fazlasıyla değer. O yüzden bir yolunu bulun ve izleyin.

27 Mart 2014 Perşembe

Günün Notları


- Niyet ettim akıl sağlığım(ız) için gündemden kaçıp sanat haberlerine sığınmaya!

- Nisan demek festival demek. Yaptınız mı bakalım İstanbul Film Festivali programınızı? Eğer yaptıysanız önerilerinize açığım, yazın lütfen!

- İmkan bulursam izlediğim filmleri de yazmaya çalışacağım burada.

- Yaz için konser haberleri de geliyor.

- One Love Festival’de Bonobo olacakmış.

- Hugh Laurie de Temmuz’da konsere geleceklerden biriydi, hatta haberi duyduğum gün resmi sitesinden de kontrol etmiştim, İstanbul konseri görünmekteydi. Ancak şu an aynı sitede İstanbul konseri görünmüyor ve sözlükte iptal olduğuna dair yorumlar var.

- Sabancı Müzesi’nde Uzak Komşu Yakın Anılar sergisi 15 Haziran’a kadar görülmeli.

- Pera Müzesi’nde ise Picasso Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler sergisi 20 Nisan’a kadar görülmeli.

- Pera Müzesi’nin gelecek sergilerine dair güzel iki haber var. 7 Mayıs itibariyle Andy Warhol ve Stephen Chambers sergileri olacak. Şimdiden ajandaya kaydedelim.


- Biraz da benden haberler...

- İşimle ilgili bölüm değişikliğim oldu. Fotoğraftaki çiçekler haberi kutlamak için gönderen bir arkadaşımdan. Notlar da iş arkadaşlarımdan. İşe gelip de masayı bu halde görmek iyi hissettirmedi dersem yalan olur. Bağzı insanlar iyi ki var!

- Yaptığım bir planla ilgili çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım geçtiğimiz günlerde, hala kendimi toplamaya çalışıyorum. Bir yandan bunun için uğraşıp diğer yandan çevreme bunu yansıtmamaya çalışmak çok zormuş bunu bir kez daha gördüm.

- Bazen 'artık her konuda hayat tecrübem var' dediğinizde bile yeni biri ekleniyormuş bunu da görmüş oldum.

- Önceki yazılardan birinde bahsettiğim kitap okuma şenliği için neredeyse her gün bir kitap bitiriyorum. Eski okuma hızıma yeniden kavuştum, bunun için pek mutluyum.

- Bir de şöyle bir şey var;

Biz kırıldık daha da kırılırız,
Kimse dokunamaz suçsuzluğumuza!

(C.Süreya)

10 Mart 2014 Pazartesi

Hamlet ve Garaj


Baştan söyleyeyim, Shakespeare oyunlarının sadece klasik çizgisini seviyor, o döneme ait kıyafet, dekor ve sözler bekliyorsanız bu oyun size göre değil. Çünkü karşınızda tamamen günümüze ait bir Hamlet olacak. Hepimizin bildiği bir hikaye esasında bu nedenle konuyu anlatmak gereksiz. Moda Sahnesi’nde izleme şansına eriştiğimiz Hamlet ise yazarın ve oyunlarının günümüzde bile ne kadar geçerli olduğunun kanıtı ve benim beklentilerimi fazlasıyla karşıladı.

Oyuncular, sahne ve dekor iyi. Onur Ünsal bildiğimiz gibi efendim, yine olduğu her sahneyi alıp götürüyor, adeta "ben oyunculuk için doğdum" diye bağırıyor. Bize de keyifle izlemek düşüyor.


Gelelim diğer oyuna, Craft Tiyatro’nun yeni oyunu Garaj. Bu sezon çok fazla oyun izleyemedim ama izlediklerim hep iyi oyunlardı. Garaj ise bir seçim yapmak zorunda olsam kesinlikle birinci sıraya koyacağım oyun olurdu. Birbirinden çok farklı iki karakterin, yılbaşı gecesi bir garajda kesişen yolları diye özetleyebiliriz. Orkide (Enis Arıkan) ve Kahraman (Güven Murat Akpınar) görünürde hiçbir ortak noktası olmayan iki karakter, yaşamları da öyle. Orkide, cinsel kimliğini bastıramadığı noktada mevcut yaşamından kaçıp İstanbul’a gelen bir transseksüel, Kahraman ise ailesini küçük yaşta kaybetmiş, anneannesi ile yaşama tutunmuş, üniversitede okuduğu bölüm için aldığı ikinci el fotoğraf makinesiyle fotoğraf peşinde koşan bir öğrenci. İkisinin de yaşamı zorluklar ve yalnızlıkla dolu esasında. Bir garajda kesişen yolları ise hayatlarının o gününü yalnız geçirmemelerini sağlıyor.

Kahkaha ve hüzün bir arada oyunda. Bir de öyle güzel oyunculuklar var ki resmen akıp gidiyor oyun. Orkide rolünde Enis Arıkan’ın harikalar yarattığı bir gerçek ama Kahraman rolünde Güven Murat Akpınar da mükemmel. Ben ikisini de çok sevdim. Bu oyuna mutlaka şans veriniz diyorum. Ben ikinci kez izlemeyi planlıyorum.

"Birini sevdiğin zaman şehrin nüfusu '1'e iner."

22 Şubat 2014 Cumartesi

Külkedisi, Dansmavi ve Cyrano De Bergerac


Külkedisi

Sanırım en iyi bilinen masallardan biridir Külkedisi. Çoğu masalda olduğu gibi içinde bol miktarda iyilik, umut, aşk, kötüler ve imkansız gibi görünen ama gerçekleşen hayaller barındırır. Hepimiz Külkedisi’ne yakın buluruz kendimizi, ona kötülük eden üvey kardeşlerine kızar, prens ile yollarının tekrar tekrar kesişmesini umarız. Sanki gerçekmiş gibi. İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneleneceğini gördüğüm anda bilet almak için gerekli tüm hatırlatmaları yapmıştım, kaçırmamalıydım. Biliyorum ki çok fazla insan benim gibi merakla bekliyordu bu operayı. Bilet almak için pc başında beklerken yanılmadığımı da anladım çünkü normalde yarım saatte tükenen biletler 10 dakika içinde tükenmişti. Elbette bu merakın büyük olmasında eserin bilinirliğinin yanı sıra rejisör Yekta Kara ve getirdiği pop art yorum da etkili.

Masalın değişen detayları var sahnede ancak özünde aynı. Kesinlikle gidip görülesi, keyif alınası bir opera çıkmış ortaya. Sezon programında Mayıs ayında görünüyor, kaçırmayınız efendim.


Dansmavi

Bu sezon izlediğim en etkileyici gösterilerden biri oldu diyebilirim Dansmavi için. Gösteri sonrasında dışarı çıkınca farkına vardım, sanki tüm kötü düşüncelerden arınmış gibiydim. Kesinlikle iyi geldi bana.

Dansmavi, iki modern ve bir neoklasik eserden oluşturulmuş üç perdelik bir dans gösterisi. Creatures, Circle of Fifths ve Minyatür. Sanırım benim için en etkileyici olan kısım ilk bölümdü. Özellikle ikili danslar muhteşemdi. Bilet almak için verdiğim tüm çabaya değdi. Yine Mayıs programında tekrarı olacak gösterilerden, kaçırmayınız diyorum.

Cyrano De Bergerac

Tiyatro Akla Kara sayesinde izlediğim oyun. Evin salonundaymış gibi hissettiren sahnesini severim esasında ancak bu oyun daha büyük bir sahnede oynanmalı bence. Bir de karakterlerin bazılarına uygun oyuncu seçimi yapılamamış gibiydi sanki. Bunu hissettiğim karakterlere yakınlık duyamadığım için oyuna konsantre olmakta da zorlandım. Şu ana kadar bu sahnede izlediğim oyunlar arasında beğenimin en düşük olduğu oyun diyebilirim. Tabi bu değerlendirmede yüksek beklentimin de etkisi var.

Keyifli seyirler.