7 Haziran 2014 Cumartesi
Pilli Bebek
Pilli Bebek, pek çok insanın Behzat Ç. ile sevdiği gruplardan. Kendilerini öncesinde de dinleyen biri olsam da benim için de konserlerine gitme isteği uyandıran diziyle şarkılarının uyumu diyebilirim. İstanbul’a geleceklerini öğrendiğimizde mekanda daha önce konser izlememiş olmamıza rağmen, çok düşünmeden aldık biletleri. Pilli Bebek, Behzat Ç. ve Bomonti seven dört kişi olarak konsere hazırdık.
Ben bazı grupların ya da şarkıların dinlenmesi gereken mevsimler olduğuna inananlardanım. Genelde komik karşılanan bir düşünce farkındayım. Ancak benim için Pilli Bebek yağmurlu günlerin şarkılarını yapan bir grup. Konser günü sanırım benim gibi düşünen biri ya da birileri daha vardı, Mayıs’ın ortasında öyle soğuk ve yağmurlu bir gün olması düşünceme olan inancımı kuvvetlendiriyor!
Pilli Bebek konserleri ile ilgili yapılan yorum genelde kısa olduğu yönündeydi ancak belli ki o gün bu yorumu yalancı çıkartmaya karar vermişlerdi! Sevdiğimiz bütün şarkılar söylendi, biz de eşlik ettik, bol bol Bomonti içildi, Behzat Ç. ve ekibi anıldı. Kısacası güzel bir geceydi.
Eğer siz de Pilli Bebek şarkıları seven ya da Behzat Ç. dizisini özleyenlerdenseniz mutlaka bir konserini yakalayın.
Keyifli seyirler.
7 Mayıs 2014 Çarşamba
Biraz Tiyatro ve Konser
Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş
Yona ve Leviva uzun süredir evli, çocukları evden ayrıldıktan sonra yalnızlaşmış çiftlerdendir. Yona, uykusuz bir gece yanında yatan kadına bakar ve aslında onu sevmediğini, yaşadığı hayatın sıkıcılığını fark eder ve bavulunu hazırlamaya başlar. Her ne kadar geç kalmış gibi görünse de kendisini bunaltan şeylerden kurtulmaya karar verir. Ancak bavulunu hazırlarken bile derdi Leviva’dır. Gitmek üzere olduğunu karısının da görmesi için elinden gelenir yapar. Tatlı bir rüyanın ortasında, zorla uyandırılan Leviva ve gitmek için hazırlanan Yona için uzun ve sıkıntı dolu bir gece başlar. Hikayenin bir bölümüne arkadaşları Gunkel de dahil olur. Yona gitmeye çalışır, Leviva ise durdurmaya. Acaba hangisi başarılı olacaktır?
Oyun metni insanın yüreğini titretmiyor belki ama öyle güzel oyuncular var ki ne yapsalar yakışıyor. Hem böyle değerli üç tiyatro insanının bir arada olması bulunması zor bir nimet. Sırf bu nedenle bile şans vermeli bence.
Hamlet
Birkaç kez izlediğim oyunlardan biridir Hamlet. Genel olarak eseri sevdiğimden belki de her yorumunu da sevmişimdir, ne kadar farklı olsalar da. Bu kez DT tarafından sahnelenen ve Bülent Emin Yarar’ın tek başına karakterlerin tamamını canlandırdığı yorumu izledim. Öncelikle derinlemesine bir Hamlet yorumu olamayacağı konusunda baştan anlaşalım. Ne de olsa tek kişilik bir oyun bu. Kitaptaki gibi bir derinlik beklemek pek doğru olmaz sanırım. Ancak oyunculuk adına söylenecek çok şey yok. Karakter geçişleri kusursuzdu. İlk kez Hamlet izlemek için doğru bir tercih olmasa da eseri daha önce okumuş ya da izlemiş olanların mutlaka şans vermesi gerek.
Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı
Hitler döneminde yaşayan bir gangster ve çevresindeki insanların çıkar için yaptıklarını gözler önüne seren, güçsüzün ezildiği güçlünün ise yolunu bulduğu Brecht oyunu. Tiyatroadam tarafından başarıyla sahnelenmiş, bu nedenle izlemeli. Sahnede inanılmaz uyumlu bir ekip var. Açıkçası Afife Tiyatro Ödülleri gecesinde yaptıkları konuşma olmasaydı oyunu izlemeyi ertelemeye devam ederdim. Ancak ödül konuşması esnasındaki tavırları dikkatimi çekmeyi başardı ve ilk fırsatta izledim, pişman değilim.
Katil Joe
Engin Hepileri ve Mehmet Birkiye, Kenter Tiyatrosu aracılığı ile tanıyıp sevdiğim oyunculardandır. Her ne kadar konusu ilgimi çekmese de oyuncularını sahnede görmek için gittiğim oyunlardan biri oldu Katil Joe.
Parasını işin sonunda ödemek üzere anlaşılan bir katil ile ödeme yapamadıkları için ona bir rehine vermek zorunda kalan, alkol, uyuşturucu, kötü ilişkiler ve televizyon bağımlılığının üst düzeyde yaşandığı bir ev, gerçek anlamda aile olmayı başaramamış bir aile anlatılıyor oyunda.
Sadece sözlük yorumlarını okudum gitmeden önce, orada da yorumlar ikiye ayrılmış durumda. Ya çok sevilmiş ya da nefret edilmiş. Bence kendiniz izleyin ve görün. Oyun ilginizi çekmese dahi böyle iyi oyuncuları sahnede izleme şansı bile tek başına yeterli bir sebep bence.
Giovanna d'Arco
Ülkesi Fransa için İngilizler ile savaşan ve azize ilan edilen Jan Dark'ın hayatının anlatıldığı Verdi operası. Bu sezon İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından konser olarak sahnelenen ve Süreyya Operası'nda izleme fırsatı bulduğumuz muhteşem eser. Eğer DOB için gelecek sezon olursa ve bu eser tekrarlanırsa mutlaka zaman ayırınız efendim, pişman olmazsınız!
20 Nisan 2014 Pazar
Birsen Tezer
Sesini ilk ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum. Ancak iyi bildiğim bir şey varsa o da bir daha dinlemekten vazgeçemediğimdir. Konserlerinin genelde iş günlerinde olması ve benim vardiyalı çalışıyor olmam nedeniyle gidememiştim ancak 5 Nisan tarihinde o güzel sesi yakından dinleme fırsatı buldum.
Salon İKSV’de dinleme fırsatı bulduğum ve müzikten sarhoş olmadan ayrıldığım bir konser olmadı. Birsen Tezer konseri de buna dahil elbette. Yaklaşık 2 saat boyunca çok sevdiğim şarkılarını seslendirdi. Konser takvimini kovalamak yorucu olsa da sonuç buna değdi, hem de fazlasıyla.
12 Nisan 2014 Cumartesi
Bir Delinin Hatıra Defteri
Yaklaşık 5 yıl önce İstanbul turnesine gelmişti oyun. Ben de fırsat bulup izlemiştim. Sonuç büyüleyiciydi benim için. Çünkü karşımda rol yapan değil karakterini yaşayan bir adam vardı. O adam vinç üzerinde deliliğe yaklaştıkça gerilimi içimizde hissettik. Aradan geçen yıllar içinde Erdal Beşikçioğlu hepimizin amiri oldu, oyun bu süre boyunca hiç turneye gelmedi İstanbul’a. Uzun aradan sonra yeni bir turne haberi aldık, ancak izlemek isteyenleri kötü bir sürpriz bekliyordu, biletler neredeyse çıkmadan tükeniyordu! Ancak benim için bir fırsat doğdu ve tekrar izleyebildim. İtiraf edeyim biraz korkuyordum ilk seferinde olduğu kadar etkileyici gelmemesinden. Ancak öyle muhteşem bir oyuncu ve oyun varken böyle bir seçenek yokmuş, ben bilemedim. Yine büyülenerek çıktık oyundan. Zor biliyorum ama bu oyun için çaba göstermeye fazlasıyla değer. O yüzden bir yolunu bulun ve izleyin.
27 Mart 2014 Perşembe
Günün Notları
- Niyet ettim akıl sağlığım(ız) için gündemden kaçıp sanat haberlerine sığınmaya!
- Nisan demek festival demek. Yaptınız mı bakalım İstanbul Film Festivali programınızı? Eğer yaptıysanız önerilerinize açığım, yazın lütfen!
- İmkan bulursam izlediğim filmleri de yazmaya çalışacağım burada.
- Yaz için konser haberleri de geliyor.
- One Love Festival’de Bonobo olacakmış.
- Hugh Laurie de Temmuz’da konsere geleceklerden biriydi, hatta haberi duyduğum gün resmi sitesinden de kontrol etmiştim, İstanbul konseri görünmekteydi. Ancak şu an aynı sitede İstanbul konseri görünmüyor ve sözlükte iptal olduğuna dair yorumlar var.
- Sabancı Müzesi’nde Uzak Komşu Yakın Anılar sergisi 15 Haziran’a kadar görülmeli.
- Pera Müzesi’nde ise Picasso Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler sergisi 20 Nisan’a kadar görülmeli.
- Pera Müzesi’nin gelecek sergilerine dair güzel iki haber var. 7 Mayıs itibariyle Andy Warhol ve Stephen Chambers sergileri olacak. Şimdiden ajandaya kaydedelim.
- Biraz da benden haberler...
- İşimle ilgili bölüm değişikliğim oldu. Fotoğraftaki çiçekler haberi kutlamak için gönderen bir arkadaşımdan. Notlar da iş arkadaşlarımdan. İşe gelip de masayı bu halde görmek iyi hissettirmedi dersem yalan olur. Bağzı insanlar iyi ki var!
- Yaptığım bir planla ilgili çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım geçtiğimiz günlerde, hala kendimi toplamaya çalışıyorum. Bir yandan bunun için uğraşıp diğer yandan çevreme bunu yansıtmamaya çalışmak çok zormuş bunu bir kez daha gördüm.
- Bazen 'artık her konuda hayat tecrübem var' dediğinizde bile yeni biri ekleniyormuş bunu da görmüş oldum.
- Önceki yazılardan birinde bahsettiğim kitap okuma şenliği için neredeyse her gün bir kitap bitiriyorum. Eski okuma hızıma yeniden kavuştum, bunun için pek mutluyum.
- Bir de şöyle bir şey var;
Biz kırıldık daha da kırılırız,
Kimse dokunamaz suçsuzluğumuza!
(C.Süreya)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)