25 Nisan 2016 Pazartesi

Resim Müzesi

Efendim merhabalar.

Gaz verenim sağolsun bir şunu yedik buraya gittik yazısıyla daha karşınızdayım.

Bugün rotamız Beşiktaş idi. Muhtemelen bunun için mi bu kadar tantana ediyorsun diye geçti içinizden gözümden kaçıyor sanmayın ama geçmesin çok ayıp! Hem çok da güzel bir gündü!
Güne sıkı bir kahvaltı ederek başladık. Daha önce bir yazımda yılın ilk günü tesadüfen bulduğumuz yer olarak bahsetmiştim. (Yazar burada eski yazıyı aramaya üşendiği için uzun bir cümle kurmak ve parantez içi açıklama yapmak zorunda kalıyor.)

Aman efendim pişiler mi dersin, patatesler mi, çeşit çeşit peynirler mi? Hepsi pek güzeldi. Bir de mekana henüz birkaç kez gitmiş olmamıza rağmen bizi tanımaları ve şekersiz çay içtiğimizi bilmeleri çok hoşuma gidiyor. Bunlar güzel şeyler. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Mephisto’ya uğrayıp kitaplara bakındık. Evet doğru tahmin ettiniz ben yine içi kitap dolu bir poşetle çıktım dışarı. Canım Etgar Keret’in ve henüz kitaplarıyla tanışma fırsatı bulamadığım ama çok merak ettiğim Sezgin Kaymaz’ın yeni kitabını aldım.

Sonrasında istikametimiz Resim Müzesi idi. Daha önce Deniz Müzesi’nde fazla zaman harcadığımız için giremediğimiz ama çok merak ettiğimiz bir müzeydi. Bugünü oraya ayırdık. Önce bahçesinde gezinip biraz fotoğraf çekip ardından Boğaz manzarası ve vapur sesleri eşliğinde dinlenip enerji depoladık. Sonrasında ise müzeyi gezdik. Efendim müze çok güzel, içindeki resimler enfes, özellikle bir ressamın eserleri ile tanışıp çok sevdik, adı Ivan Konstantinoviç Ayvazovski. Daha önce resim müzesinde ismini bile bilmeden bir resmini çok beğenip ayracını almıştık. Bugün çok daha fazla eserini görme şansımız oldu. Elbette bütün müze sadece bir ressamın eserlerinden oluşmuyor ama favorimiz olduğu için özellikle yazmak istedim.


Müzenin kafesi ve hediyelik eşya mağazası da var. Ürünler çok çeşitli değil ama elimiz boş çıkmadık. Resimlerine bayıldığımız ressamın birkaç eserinden oluşan bir kartpostal defteri vardı hiç düşünmeden aldım elbette! Kafesi de pek sakin ve bahçe gibi manzarayı gören tarafta. Burada oturup kahvelerimizi içerek dinlendik.

Müze ile ilgili tek olumsuz yorumum olacak o da çalışanları! Güvenlik görevlileri güvenlik işinin sanırım sadece fotoğraftan ibaret olduğu düşünüyorlar. Gerçi bu konuda bile pek başarılı değiller. Elinde telefon ile fotoğraf çeken onca insan varken boynumuzda asılı Canon yüzünden bizi hedef aldılar! Sürekli ve azarlar tonda fotoğraf çekmenin yasak olduğunu dile getirdiler. Bu yine neyse diyerek geçtiğimiz bir olay ama alt kattaki abimiz işi biraz daha ileriye götürüp, muhteşem İngilizcesi ile bizi resimlere yaklaştığımız taktirde çalacak olan ve polis alarmı olduğunu belirttiği aletlerle korkuttu! Eee polis gelirse ne olur ve resimleri çantaya mı tıkıştırıyor ya da üzerine ismimizin harflerini mi kazıyoruz şeklindeki sorularımız ise yanıtsız kaldı! Ayy yine sinirlendim. Neyse diyerek geçelim bu konuyu. Bunun dışında kesinlikle çok keyifli bir geziydi.

Efendim benden haberler böyle, gelecek yazıda görüşelim.

2 yorum:

  1. Bu blog beni gazcı olarak itham edip blog okuyucularına hedef gösteriyor ama kınamadım; bilakis hoşuma gitti hahahahah! <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman çalışmalarınızın ve bu konudaki başarınızın devamını dilerim efem :))

      Sil