16 Ocak 2012 Pazartesi

Biraz Daha Tiyatro




Tiyatro, film, kitap ve uzun zamandır istenen, beklenen bir konser... Geçen hafta böyle geçti.


Fare Kapanı - Tiyatro Akla Kara

Oyun, Agatha Christie'in kitabından uyarlama. Henüz okumadığım için karşılaştırma imkanım yok. Ancak sahnede gerçekten başarılı bir oyun izlediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Kadıköy'de Tiyatro Akla Kara'nın kendi sahnesinde izledim. Fazla büyük olmayan, samimi bir mekan. Her oyunda olduğu gibi kapılar açıldığında hemen koltuğuma geçtim, sahneyi ve dekoru seyredebilmek için. Koltuklar sahnenin hemen önünden başlıyor ve sahne ile aynı yükseklikte olduğu için sanki evinizin salonunda oynuyormuş hissine kapılıyorsunuz. Oyunun dekoru gerçekten başarılıydı. Beklerken süreyi hatırlatan anons da oyuna özel hazırlanmış ve gerçekten iyi düşünülmüştü.

Oyun, bir malikanenin konukevine dönüştürülmesi ile başlıyor. Gelen konukların neredeyse tamamı yıllar önce işlenen bir cinayet ile bağlantılı çıkıyor. Finali de -her Agatha Christie kitabında olduğu gibi- şaşırtıcıydı. Şahsen ben katili doğru tahmin edemedim. Özellikle Agatha Christie tarzını sevenlerin mutlaka izlemesini tavsiye ederim.

Alevli Günler - İstanbul Halk Tiyatrosu

Geçtiğimiz yıldan beri peşinde koştuğum, bir türlü uygun mekan ve zamanı yakalayamadığım oyun! Sonunda yıllık iznime denk gelen bir tarihte Taksim'de olduğunu gördüm ve hemen biletimi aldım. Kötü hava, elektrik kesintisi ve metronun çalışmaması gibi olumsuz koşulları bile umursamadan Beykoz'dan Taksim'e gittim izleyebilmek için. Ama iyi ki gitmişim.

Çocukluğundan beri ayrılmamış üç arkadaşın hikayesi. İçlerinden birinin garip bir isteği ve bunu gerçekleştirmek için çırpınmaları. Gerçekten keyifli bir oyundu, bol bol güldük.

12 Ocak 2012 Perşembe

Biraz Tiyatro



Geleneksel kış dönemi iznimi almış bulunmaktayım. Akşam vardiyasında çalışmam nedeniyle gidemediğim oyunlara öncelik tanıdım yine. Haftaiçi akşamlarında dışarıda olmayı özlemişim. Şimdilik üç tane oyuna ait yorum paylaşıyorum. Devamı haftasonu gelecek.


Surname 2010 - İbb Şehir Tiyatroları

En sevdiğim tiyatroculardan biridir Yiğit Sertdemir. (Diğeri için bkz: Berkun Oya) Yazdığı, yönettiği, oynadığı oyunun adına bile bakmam biletimi alırım. O kadar kesin bir referanstır benim için. Surname 2010'u geçen sene izlemek istemiş ancak elde olmayan sebeplerle kaçırmıştım. Bu kez ismini gördüğümde sevmediğim bir sahnede oluşuna aldırmadan aldım biletimi.

Oyunun konusunu anlatmayacağım. Tek söyleyeceğim mutlaka gidin, Şakbaz'ı, Şakendam'ı, Sühendan'ı, İstanbulbazlar'ı ve diğerlerini keyifle izleyin.


Karanlık İşler - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Bir kulüpte dansçı olarak çalışan Mandy, aynı zamanda kulübün sahibi Koca Mack'in sevgilisidir. Mack, her haftasonu tüm hasılatın toplandığı ve aynı zamanda Mandy'nin yaşadığı eve gelir. Ancak Mandy yeni tanıştığı Gerry'e aşık olmuş ve onu evine getirmiştir. Mack gelmeden önce komşusu Tania'nın da yardımı ile Gerry'i evden çıkartmaya çalışır. Ancak işler daha da karışacaktır...

Çok büyük kahkaha beklentileri ile gitmediğiniz taktirde gayet keyif alabileceğiniz bir oyun.


444 - Kumbaracı50

Yiğit Sertdemir'in hem yazdığı hem de oynadığı oyunlarından biri. Hatırlatma merkezi olarak çalışan ve dört milyonun üstünde kullanıcısı olan bir kurumun çağrı merkezinde ve gece vardiyasında geçiyor. Gülhan Kadim, burada uzun zamandır çalışan eleman ve Yiğit Sertdemir ise çömez eleman rolünde. Daha ilk gününde işlerin karışmasına tanık oluyor. İlk çağrılarda, doktor randevusunun hatırlatılması gibi şikayetlerle karşılaşan elemanlarımız ilerleyen dakikalarda garip isteklerle ve yardım talepleri ile karşılaşıyor. Sistemde yaşanan bir sorun karşısında acele karar vermeleri ve geceyi sorunsuz atlatmaları gerekiyor. Peki nasıl ? Sorunun cevabı oyunda.

Eski bir çağrı merkezi çalışanıyım. Oyun esnasında o günleri yeniden yaşadığımı söyleyebilirim. Orada karşılaşılan çağrıların ne kadar absürd olabileceğini tahmin etmek imkansızdır ancak yaşayarak görebilirsiniz. Yiğit Sertdemir, sanki daha önce çağrı merkezinde çalışmış biri gibi yazmış. Bu oyunu mutlaka izleyin, pişman olmazsınız.

Bir de küçük öneri ; Kumbaracı50nin tam karşısında Alaylı Kafe isimli şirin bir kafe var. Toplamda dört masadan oluşuyor. Ancak sıcacık bir ortamı, güler yüzlü iki çalışanı ve sevimli bir kedisi var. Duvarlarda fotoğraflar, fonda muhteşem şarkılar, tiyatro sohbetleri, çok lezzetli çay ve kurabiyeleri var. Aldığım fişte Gülhan Kadim Sertdemir ismi geçiyor, sanırım ona ait. Oyun saatinden önce mutlaka orada bir çay içmenizi tavsiye ederim.

29 Aralık 2011 Perşembe

Karışık...



- Öncelikle çekiliş sonuçları. (bkz: ilk foto) Sevgili kutupayusu ve yaprak, adresinizi yandaki e-posta adresime beklerim :)




- Yaklaşık iki yıl önce aniden karar vermiştim blog yazmaya, bu kadar keyifli şeyler yaşayacağımı bilseydim çok daha önce başlardım. Açtığım günden beri takip ettiğim ve fotoğraflarına terapi dediğim, sevgili Eda'nın sürprizi için ne desem az. Beni çok yakından tanısaydı ancak bu kadar uygun bir hediye seçebilirdi. Detaylara da bayıldım. Çok teşekkür ederim.


Şimdi de biraz entel yeni yıl dileği ve eski yıl muhasebesi...

- Yeni yıla yaklaşık 90 okunmamış kitapla giriyorum, bu yıl kitapların hepsi bitecek !

- Sherlock Holmes A Game of Shadows'u izledim ve çok sevdim.

- Bu yıl beni en çok etkileyen kitap John Fowles'tan Koleksiyoncu, film ise Martin Scorsese'tan Hugo oldu.

- Yeni yılda Bomba ve Yangın Duası yeniden sahnelensin, lütfen !

- Al Pacino, Venedik Taciri ile İstanbul'a gelsin!

- Tom Waits bu yaz İstanbul'da konser versin.

- Woody Allen İstanbul Film Festivaline gelsin ve söyleşisi vs olsun.

- Red Hot Chili Peppers konser haberi doğru olsun!

- Bir de sağlık ve mutluluk eksik olmasın.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Kitap...



Bahane bulmak istesem en az on tane sayabilirim sanırım ama gerek yok. Kitap aldığında ya da kendisine hediye edildiğinde mutluluktan deliren biri olarak bu sevinci başkaları ile paylaşmak istiyorum. Takip eden, etmeyen, geçerken sayfaya uğrayan yani kısacası herkese açık bir çekiliş bu. Gönlüm çok daha fazlasını isterdi ama elimde iki kitap var. İki sevdiğim yazardan, henüz benim bile okumadığım...

"Ben bu kitabı okumayı isterim" diyen varsa parmak kaldırsın :)

10 Aralık 2011 Cumartesi

Polaroid

Yakın zamanda edindiğim bir Polaroidim var henüz film alamadığım için hiç kullanamadım. Ancak sevgili Ceren'in tavsiye ettiği Pola programı sayesinde birkaç tane fotoğrafımı polaroide dönüştürebildim. Polaroid fotoğrafları çok seviyorum. En basit görüntü bile sevimli hale gelebiliyor sanırım.