24 Kasım 2013 Pazar
Hollow Malikanesi Cinayeti - Agatha Christie
Lucy Angkatell, şehirden uzak evinde haftasonu için bir davet planlar. Konukları aynı zamanda kuzenleri olan Edward, David, Henrietta, Midge, yakın dostları John Christow ve karısı Gerda ve komşusu Hercule Poirot’dur.
Hercule Poirot, davet saatinde malikaneye gelir ancak kendisini karşılayan uşağın tavırlarında bir gariplik olduğunu düşünür. Uşak, onu eve değil bahçeye götürür. Hercule Poriot, bahçeye geldiğinde çok garip bir manzara ile karşılaşır. Havuzun içinde bir erkek, kanlar içinde yüzmekte, havuzun başında ise bir kadın elinde tabanca ile durmaktadır. Önce bunun kendisine hazırlanan tatsız bir şaka olduğunu düşünen Hercule Poirot, durumun gerçekliğini kavrar ve cinayeti çözmek için çalışmaya başlar.
Kitap, katilden ziyade karakterler arasındaki ilişkilere odaklanmış. Bu anlamda diğer Agatha Christie kitaplarından biraz farklı. Aynı zamanda Hercule Poirot da alıştığımız yöntemleri ile değil geri planda yer alıyor. Ancak yine birkaç saat içinde ve keyifle okunabilecek bir polisiye. Ben karakterler arasında Henrietta’ya ve onun sanatçı kişiliğine bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim.
Keyifli okumalar.
16 Kasım 2013 Cumartesi
Genç Werther'ın Acıları
Goethe’nin aynı isimli kitabından uyarlanan “Genç Werther’ın Acıları” isimli bale temsilini izledim geçtiğimiz hafta sonu. Gösteri öncesinde aldığım kitapçıkta yazan bilgiye göre daha önce ülkemizde de opera olarak temsil edilen bu eser bale olarak dünyada ilk kez, 2011 yılında ülkemizde gösterilmiş. Üstelik koreografisi de ilk kez bu işi üstlenen bir isme ait. Yani her şeyi ile taze bir gösteri denilebilir.
Yaklaşık 90 dakika ve iki perdelik bir gösteri. Orkestra yok, yalnızca piyano var. Bir de o piyanoya çok yakışan ve izleyenleri büyüsü altına alan piyanist Yelena Şekalyova. İlk perdede, Werther’ın karşılıksız aşkını, duygularının beraberinde getirdiği acıyı ve bundan kaçma çabasını izlerken ikinci perdede aslında bunun ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu anlıyoruz. Werther, her ne kadar şehirden ayrılsa da ne aşkından ne de getirdiği acıdan kurtulamıyor. Bunu anladığında ise dönüşü olmayan bir karar veriyor.
Profesyonel bilgi sahibi olmadığım için teknik bir yorum yapamayacağım. Ancak çok etkilendiğimi belirtmek isterim.
Keyifli seyirler.
8 Kasım 2013 Cuma
Günün Notları
- Efendim uzun bir aradan sonra gelen Günün Notları çoğunlukla olduğu gibi kültür – sanat haberleri ağırlıklı olacak. Ancak sızlanmasız bir yazı düşünemiyorum onları da araya sıkıştıracağım elbette. Keyifle okumanız dileğimle.
- Ancak başlamadan önce e-mail ve yorumlarla ilettiğiniz düşünceleriniz için teşekkür ederim. Ben de "Günün Notları"nı yazmayı pek sevmekteyim.
- Benim sorunum plan yapmayı sevmek sanırım. Bunun neresi sorun derseniz planın uygulanamayışı ve bunun getirdiği mutsuzluk derim.
- Pek sevdiğim Etgar Keret yeni bir kitap yazmış, Yedi Güzel Yıl. En kısa sürede alınıp okunmalı.
- Yekta Kopan’ın yeni kitabı Aile Çay Bahçesi’ni okudum geçtiğimiz günlerde. Ben pek sevdim Müzeyyen ve hikayesini. Tavsiye ederim. Yazının ilerleyen bölümünde kitaptan alıntı da paylaşacağım.
- Geçtiğimiz günlerde bir kitap gördüm bloglardan birinde, yazarı Melda Uytun. Kitabın ismi çok hoşuma gitti “Yağmurdan Kaçmayanların Şarkısı”. Okuyan varsa yorumlarını beklerim.
- Yine sevdiğim yazarlardan Ahmet Ümit’in yeni kitabı Beyoğlu’nun En Güzel Abisi’ni de kitapkardeşliği ile okudum. Belki kitapla ilgili bir yorum yazarım daha sonra.
- Duymayan kaldı mı bilmiyorum ama yine de paylaşayım. Efendim pek güzel insanlar bir araya gelip Başka Sinema adında bir güzellik oluşturmuş. Lütfen kayıtsız kalmayınız, bilgi için şöyle buyurun... http://www.baskasinema.com/
- Vizyondakilere de bakmak gerek bence, güzel filmler geliyor.
- TÜRVAK Sinema – Tiyatro Müzesi 29 Aralık tarihine kadar Liv Ullman & Ingmar Bergman Fotoğraf Sergisi’ne ev sahipliği yapacak, kaçırmayınız lütfen.
- Bir de yılbaşı geliyor, ortalık renklenmeye başlayacak, pek güzel olacak.
- Bir de şöyle bir şey var;
“Yüzünü unuttuğun birinin sesini duyuyorsun. Sesini unuttuğun birinin yüzünü hatırlıyorsun. Hayat seni bir köşede sıkıştırıyor. Sırlardan oluşan ağaç, yapraklarını dökmeye başlıyor. Yaptığın sıradan iş, olağanüstü bir büyüye dönüşüyor. Bir hedef beliriyor. Aniden.”
(Aile Çay Bahçesi – Yekta Kopan)
14 Ekim 2013 Pazartesi
Herkesin Bildiği Sırlar
8 yıllık evliliğin ardından ayrılan adam ve kadın. Evde kalan eşyalarını almaya gelen kadın, deli gibi yağan yağmur nedeniyle geceyi adamın yanında geçirmek zorunda kalır. Böylelikle 8 yılın muhasebesi tek bir geceye sığdırılmaya çalışılır. Aynı olaylar adam ve kadının gözünden farklı farklı anlatılır, bazen ortak nokta yakalanır, bazen deliler gibi gülünüp halay çekilir, bazen hüzünlenilir, çoğunlukla ise kavga edilir, karşı taraf suçlanır. Gecenin ilk saatlerinde karşındakini suçlayan sözler ilerleyen saatlerde hedefi değiştirir.
Böyle bir oyun “Herkesin Bildiği Sırlar”. Kadın erkek ilişkilerine dair söylediği yeni bir şey yok zaten öyle bir iddiası da yok, adı üstünde. Ancak samimi bir oyun. İlk yarısı eğlenceli, ikinci yarısı ise hüzünlü. Oyunculuklar şahane. Sanki sahne değil de evinizin salonundaymışsınız gibi hissettiren cinsten. Sanki komşunuzun kavgasına şahit oluyormuş gibi. Belki de siz ve sevgiliniz...
İçinde iki kez duyulan güzel bir şarkıyı barındırıyor. Bir de yağmur. Öyle güzel yağıyor ki, gerçek gibi...
Şarkı için üşenmeyip tıklayınız lütfen!
1 Ekim 2013 Salı
Kumsaldaki Timsah - Elizabeth Peters
Amelia Peabody, babasının bakımını üstlenmiş, evlilik fikrinden uzak, inatçı, kontrolü ele almayı seven, eski dillere meraklı biridir. Babasını aniden kaybettiğinde ve tüm mirasın kendisine kaldığını öğrendiğinde çevresindeki sözde kısmetlerinden kaçma isteğinin de etkisiyle bir seyahat planı yapar, Mısır’a gidecektir. Seçtiği yol arkadaşı rahatsızlanınca tamamen tesadüfi şekilde Roma sokaklarında yeni bir yol arkadaşı bulur. Yeni yol arkadaşı Evelyn ile zorlu bir yolculuğa biraz gecikmeli de olsa başlarlar. Yine tesadüfi şekilde yollarının kesiştiği Walter ve Emerson kardeşler ile Mısır’da macera, gizem, suç, aşk ve aksiyon dolu bir yolculuk geçirirler.
Gece saatlerinde başlayıp, elimden bırakamadan okuduğum kitaplardan biri oldu. Özellikle Mısır ve arkeoloji ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim.
Gece saatlerinde başlayıp, elimden bırakamadan okuduğum kitaplardan biri oldu. Özellikle Mısır ve arkeoloji ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
