- Uzun zaman olmuş dırdır etmeyeli.
- Sonbahar, rüzgar ve yağmuru sevdiğimi söylemiş miydim ?
- Tiyatro sezonumu açtım, bol ve kaliteli oyun izleyebileceğim bir sezon olsun.
- Güzel filmler izledim sinemada bu aralar; Bir Zamanlar Anadolu'da, Paris'te Gece Yarısı, Tenten, Behzat Ç... Bir o kadar da izlenecek film var.
- Diziler de başladı.
- Az kitap okuyorum bu aralar, yok denecek kadar. Ama eski hızıma dönerim yakında.
- Bugün yağmur altında yürüdüm biraz, iyi geldi.
- Aralık gelse de ortalık şenlense biraz. Yılbaşı, kırmızı, yeni yıl kararları, hediye telaşı... Güzel şeyler bunlar.
- Kitap fuarı başladı ama gitmeye üşeniyorum sanırım!
- Fotoğraflarla Atatürk sergisi 10 - 24 Kasım 2011 tarihlerinde Pera Müzesinde. Gitmeli.
- D&R'da İstanbul ile ilgili kitap ayraçları, kalem kutuları, bardak altları var. Mutlaka bakmalı.
- Postcrossing ile gelen kartlarım kutu dolusu oldu, mutluyum.
- Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi, Alexander McCall Smith - Bertie'nin Dünyası ve Etgar Keret - Buzdolabının Üstündeki Kız alınacaklar listemde ilk sıralarda.
- Blogumu 16/11/2009 tarihinde yazmaya başlamışım, 2 yıl olmuş.
16 Kasım 2011 Çarşamba
7 Kasım 2011 Pazartesi
Şark Dişçisi
Engin Alkan ve Çağlar Çorumlu'yu Yedi Numara'dan beri çok çok sever içinde oldukları her yapımı takip etmeye çalışırım. (Sahi ne güzel bir kadro ve diziydi o?) İsimlerinin olduğu her oyuna daha konusunu okumadan biletimi alırım. Şehir Tiyatrolarının en sevdiğim yönlerinden biri ikisinin de o çatı altında olması. Yeni sezon için keyifli bir oyunları var, Şark Dişçisi. Kendinden oldukça büyük bir kadınla (Sevil Akı) parası için evlenen çapkın Şark Dişçisi'ni (Çağlar Çorumlu) anlatıyor. Tabi sadece bu değil, aşıklar, figüranlar, canlı müzik, eğlence yani üç saat gülmek için gereken herşey var.
21 Eylül 2011 Çarşamba
Haftasonu...
26 Ağustos 2011 Cuma
Amcam Oswald - Roald Dahl
Kitap, Oswald Hendryks Cornelius’un hızlı ve hareketli yaşamını anlattığı günlüklerinin bir kısmından oluşuyor.
“Oswald Amcamı bir kez daha anmak istiyorum. Amcam, yani müteveffa bilgiç, çelebi, örümcek, akrep ve baston koleksiyoncusu; opera aşığı, Çin porseleneleri uzmanı, çapkın ve hiç kuşkusuz tüm zamanların en büyük baştan çıkarma uzmanı Oswald Hendryks Cornelius’tan söz ediyorum.”
Oswald, 17 yaşındayken Cambridge’deki Trinity Kolejinden burs kazanır. Ancak bursu kullanabilmesi için 18 yaşında olması gerekir. Bir yıl boyunca Fransa’da dil eğitimi almaya karar verir. Bu karar aslında tüm hayatını değiştirecek olayların başlangıcı olacaktır.
Fransa’ya gitmeden bir gece önce babasının arkadaşı Binbaşı Grout’un anlattığı bir olayın etkisiyle tüm hayatı değişecektir. Binbaşı, Sudan’da rastladığı ve Sudan Kabarcık Böceği olarak adlandırılan bir tozdan bahseder. Bu tozun çok küçük bir parçası bile 9 dakika içerisinde bir erkeği delirtmektedir. Oswald, Sudan’a giderek bu tozdan alır ve katıldığı davetlerde el altından satmaya başlar. 17 yaşında biri için fena sayılmayacak bir servete sahip olur.
“ Büyük servetler, miras yoluyla kalmamışsa, çoğunlukla dört yoldan elde edilirler; hileyle, yetenekle, içgüdüsel kararlarla ya da şansla. Benimki bu dördünün de karışımıydı. İyi dinleyin, ne dediğimi anlayacaksınız.”
Servetini artırma yollarını aradığı bir dönemde karşılaştığı Profesör Woresley’in önemli bir buluşunu öğrenir. Bu buluştan faydalanmak için bir plan hazırlar ve hem profesörle hem de Yasmin isimli bir kadınla anlaşır. Kimler yoktur ki planın kurbanları arasında; Freud, Picasso, Bernard Shaw, Sir Arthur Conan Doyle, Puccini, Monet, Einstein, birçok ülke kralı ve daha niceleri.
Amcam Oswald, biraz abartılı, çoğunlukla saçma ancak bir o kadar eğlenceli bir kitap.
Ajanda Dergi Ağustos sayısı yazımdan alıntıdır.
18 Ağustos 2011 Perşembe
Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı
“ Sen yine kendini sevdin. Bense onu sevdim ! ”
Ender ve Çetin, biri kel diğeri göbekli iki sıkı dost. Araya zorunlu ayrılıklar girse de en sonunda bir araya gelmeyi başarıp aynı evde yaşamaya başlarlar.
Ender, çevirmendir. Aynı zamanda kitabın anlatıcısıdır. Çetin ise mühendistir ve hergün karşılaştığımız insanlardan biridir, sıradandır.
Çocukluk arkadaşları, Amerika’da yaşayan Fikret tatil için Türkiye’ye geldiğinde ailesi ile birlikte bir trafik kazası geçirir. Tatil bitip dönmesi gerektiğinde ise üniversitede okuyan kardeşi Nihal’i emanet edebileceği iki insan vardır, Ender ve Çetin.
Kendi dünyalarında yaşamaya alışan ikilimiz için bir misafirle zaman geçirmek kolay olmaz. Nihal’e nasıl davranmaları gerektiğini bilemezler. Ancak ilk günlerde onlara uzak duran Nihal’in kendilerine yakınlaşması ile bir aile ortamı oluşur ev içinde. Fakat bu durumda uzun sürmez çünkü hem Ender hem de Çetin, Nihal’e aşık olur.
“ Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir ? ”
Bu muhteşem cümleyle başlıyor kitap. İki erkeğin aynı kadını nasıl farklı görebildiğini, aşklarını nasıl kendi içlerinde yaşatıp, dostluklarına zarar vermediğini anlatıyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, bloglarda daha önce görmüş olsam da okumamda en büyük etken filmin fragmanıdır. Ancak daha ilk yirmi sayfasında karar vermiştim yazarın diğer kitaplarını okumaya. Benim için ilk yirmi sayfa yeterli bir referans olmuştu.
“ Benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum, hala öyle ! ”
“ Sessizlik, üzerinde onu eksilten değil tamamlayan bir şey olarak duruyor.”
“ O da anlamıştı herhalde ikimizden bir adam olacağını, benimle konuşulacağını seninle yaşanacağını.”
“ Bizim büyük çaresizliğimiz Nihal’e aşık olmamız değil, sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışıydı. Asıl çaresizlik buydu.”
“ Biz seninle pek konuşmuyor, rolümüzü oynuyorduk. Seni bilmiyordum ama ben makyajımı silip yatağa her girdiğimde, Nihal’in samimi ve kararlı bir hamleyle bu oyunu bizim yerimize bitireceğini hayal ediyordum. ‘Ne yapıyorsunuz siz!’ diye azarlayacaktı bizi küçük kızımız, ‘Anlamıyor musunuz, atmosferde Çetin ve Ender gitgide azalıyor, yakında nefes alamayacağım, görmüyor musunuz?’ Biz de bu oyuna bir son veriyoruz, normal halimize dönüp o yaşamsal bileşiği tekrar oluşturuyoruz: Çetinikisalakenderdört.”
Ajanda Dergi Ağustos sayısı yazımdan alıntıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












