3 Şubat 2013 Pazar
Sherlock Holmes
Sir Arthur Conan Doyle'un eseri ünlü dedektif Sherlock Holmes'ü bilmeyen yoktur sanırım. Hatta çoğumuzun mutlaka bir macerasını okumuşluğu ya da filmini, dizisini izlemişliği vardır. Tiyatro Ak'la Kara ünlü dedektifi sahneye taşımış. Bunu duyup izlememek olmazdı.
Oyun, Kerem Kobanbay tarafından uyarlanmış. İlk perdede ukala dedektifimizin belki de saygı duyduğu tek kadın olan Irene Adler sahneye çıkıyor. "Bohemya'da Skandal" isimli bu hikayede Irene Adler, Bohemya Kralı'na bir fotoğraf nedeniyle şantaj yapmaktadır. Sherlock Holmes'ün görevi fotoğrafı bulmaktır. İlk bölümde Sherlock ve Irene'nin zekası savaşır. ''Danseden Adamlar'' isimli ikinci bölümde ise bu kez Sherlock Holmes'ten yardım isteyen Irene Adler'in eşi Godfrey Norton'dır. Eve gelen ve sadece dans eden çöp adamlardan oluşan esrarengiz mektuplarla ilgili yardım ister.
Tiyatro Ak'la Kara, kurs arkadaşımla evimiz gibi oldu. Şu ana kadar izlediğimiz tüm oyunlarını da sevdik. Tabi sahnelenen oyunların ilgi duyduğumuz konulara, yazarlara ya da karaketerlere yakınlığı da önemli bir unsur.
Sherlock Holmes'e, zekasına, ukala tavırlarına ve maceralarına doyamayanlardansanız bu oyunu izlemenizi tavsiye ederim.
Keyifli seyirler.
29 Ocak 2013 Salı
Melis Danişmend
Melis Danişmend, uzun süredir keyifle dinlediğim seslerden biri. Günün Notları yazılarımda da birkaç kez konserine gitme isteğimi dile getirmişliğim var. Ancak 12/01/2013 tarihine kadar bir türlü denk gelmemişti.
Yeni albümü "Biraz Gülmek İstiyordum" için Salon İKSV'de vereceği konserin biletlerini görünce en az benim kadar istekli can dostuma haber verip aldım biletlerimizi. Hem kendime bundan güzel bir doğumgünü hediyesi verebilir miydim? Sonrasında o keyifli ve heyecanlı ama bir o kadar da sancılı bekleme süreci...
Konser günü şansımıza hava yağmurluydu. Arkadaşımla konser öncesi bir de tiyatro keyfi yapacağımız için erkenden yola düştüm. Önce D&R'dan albümü satın aldım hatta koliden çıkartıldı daha yeni gelmişti :)
Oyunu izledikten sonra Taksim'e geçtik, birer kahve içtik. Ardından birkaç pasaj ve kitapçı dolaştık. Elbette alışveriş yaptık :) Zaten elim doğumgünü hediyeleri ile doluyken bir de aldıklarımız eklendi çok da güzel oldu :) Konser saati yaklaştığında Salon'a gittik. Hatırladığım kadarıyla gecikme olmadan başladı konser. Öncelikle yeni albümden birkaç şarkı dinledik ardından eski albümden ve tabi cover şarkılar da vardı. Bir iki şarkı da birden fazla kez söylendi. Yine yanlış hatırlamıyorsam arasız 2 saat kadar sahnede, düşmeyen enerjisi ve keyifli haliyle çok sempatik bir Melis Danişmend vardı.
Hem muhteşem bir sesi canlı dinledik hem de çok keyifli bir gün geçirdik.
14 Ocak 2013 Pazartesi
Biraz Tiyatro
Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye
"Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları.
Hişt hişt!”
...Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnek yontmak için taşıdığım çakımı çıkardım, kalemimi yonttum. Yonttuktan sonra, tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım...Yazdım... Yazdım... Yazdım!
Sezon açılışımı (geç de olsa) yaptığım oyun. İkinci kez izledim. İki kez daha izlerim. Öyle keyif veren bir oyun. Sait Faik hikayelerinden küçük bir sunum diyebiliriz. Özellikle bir yağmur ve Beyoğlu sahnesi var ki tadına doyulmaz. Bir de çok güzel hikaye anlatan, rolüne yakışan bir oyuncu var sahnede. Mutlaka izleyin, güzel bir hikaye dinlemeye hepimizin ihtiyacı var.
Yağmur Durduğunda
"Belki de insanın söyleyecek bir şeyinin kalmaması, söyleyecek birçok şeyi olduğunu söylemenin bir başka yoludur."
Devlet tiyatrolarında bu sezon izlediğim ilk oyun. 1960lardan başlayıp 2039 yılına kadar devam eden bir süreci ve kesişen yolları anlatıyor. Tek bir dekor ancak farklı zamanlar ve farklı iki yerde (Avustralya ve Londra) geçen bir hikaye.
Uzun bir süreci anlattığı için karakterlerin genç ve yaşlı hallerini görüyoruz oyun boyunca. İlk perdede karışıklığa sebep olabiliyor bu durum. Ancak ikinci perdede taşlar yerine oturuyor.
Anlattığı hikayenin hüznü ve ağırlığı nedeniyle sinirlerinizin buna yeteceği bir günde izlemenizi tavsiye ederim.
Sidikli Kasabası Müzikali
Konusu sürpriz değil bu nedenle de her yerde okuyabilirsiniz. Ben bu oyunda neler gördüğümü paylaşacağım yalnızca.
- Genç ve enerjik bir kadro
- Anlatıcının olduğu keyifli sahneler
- Biraz klişe de olsa aşk hikayesi
- Muhteşem sesler (çoğu tanıdık geldi bana sanırım seslendirme geçmişleri var)
- Başarılı danslar
- Yavaşlatılmış (slow motion) sahnelerin tiyatro sahnesindeki başarısı
- İleride daha da güzel oyunlar ortaya koyabilecek yetenekler
- Bir türlü sevemediğim ama maalesef gerekli olan mikrofonlar
28 Aralık 2012 Cuma
Liste!
Sevgili Selin geçtiğimiz günlerde bir istek listesi yapıp mimlemişti sağolsun. Zaten aklımda vardı böyle bir liste yapmak, denk geldi güzel oldu.
Hadi bakalım 2013 senden pek umutluyum önceki 3 yılın olumlu olmayan tüm izlerini sil, temizle.
- Öncelikle her daim sağlıklı ve neşeli olalım.
- Tom Waits artık İstanbul'a gelip konser versin, lütfen!
- Her hafta en az bir oyun ve film izleyebileyim.
- Şu konserlerin tamamına gidebilmemi sağlayacak bir mucize olsun;
Calexico
Brazzaville
Balmorhea
Chinawoman
Paul Banks
Sarah Blasko
- Lale Kart üyesi olayım!
- Sayısal lotoda büyük ikramiyeyi kazanayım! Ciddiyim!
- İstanbul Film Festivali için ayıracak zamanım ve imkanım olsun.
- İtalya'yı gezme hayalim(iz) gerçek olsun!
- En az 100 kitap okuyayım.
- O sergi senin bu müze benim gezeyim.
- Blog sayesinde konuştuğum insanlarla tek tek buluşma ve tanışma fırsatım olsun.
- Woody Allen festivale gelsin!
Hepsi bu! Aşk konusunda dilek olmadığını görüp sebebini merak edenleri birkaç gün önce yazdığım "Bu Aralar" isimli yazıya alalım.
Bence isteyen herkes yapsın listesini...
14 Aralık 2012 Cuma
Bu Aralar...
Sevgiye açım, sevilmek ve sevmek istiyorum. Biri beni çok önemsesin, çok özlesin, çok sevsin istiyorum. Sabahları uyandığında aklına geleyim, sesimden bir günaydın duymak için beni arasın istiyorum, geceleri yatmadan önce en son duyacağı şey benim sesim olsun istiyorum. Sesimin değişiminden ruh halimi anlasın, gözümün içine baktığında aklımı okusun istiyorum.
Elini tutup İstiklal Caddesi'nde ya da Kadıköy'de dolaşmak, kitapçıları gezmek, birlikte plak satın almak, farklı yerleri keşfetmek, birlikte geziler planlamak istiyorum. Aynı tarihe yıllık izin isteyip bir hafta boyunca film festivalinde filmler arasında koşturalım istiyorum.
Tiyatro gişesindeki amcaya "kaç kişilik biletiniz vardı" dediğinde "iki" demek ve gülümseyerek ona bakmak istiyorum.
Dışarıda herhangi bir yerde dolaşırken bir küpe ya da film afişi ona beni hatırlatsın, iş yerinde kahve kokusu aldığımda onu hatırlayayım ve mutlu olayım istiyorum.
Hiçbir mail ya da ıvır zıvır şifremi istemesin ama her yazdığımı çaktırmadan takip etsin, bilsin istiyorum. Kıskansın, kıskanayım istiyorum.
Tartışmalarımız olsun, ikimizin de canı sıkılsın ama küs kalamayalım istiyorum. Her tartışmadan sonra birbirimizin değerini daha iyi anlayalım istiyorum.
Beyin MRı çekilirken elimi tutsun "yanındayım" desin istiyorum. O soğuk odada 45 dk yalnız kalmak istemiyorum.
Cumartesi günü önce bir film izleyelim ardından kafaları çekmek için güzel bir yere gidelim istiyorum. Eve dönerken benim için endişelensin telefonu kapatmadan yolun bitmesi için beklesin istiyorum.
İşi gereği bir yere gittiğinde bana oradan kartpostal atmasını istiyorum. En yakın arkadaşlarımı tanısın sevsin, en yakın arkadaşlarını tanıyıp seveyim istiyorum.
Çantamda ya da okuduğum kitabın arasında benden habersiz yazdığı notlar bulmak istiyorum.
Birlikte maça gidelim, hakeme söylenelim, konserlerde bağıra çağıra şarkı söyleyelim istiyorum.
Madem yeniyıla girerken ne yaparsan bütün bir yıl öyle geçiyor, yeniyıla girerken dudaklarından öpmek istiyorum.
Çok istiyorum ama olmuyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)