Bulutlu ve rüzgarlı bir sonbahar gününde düştük yollara. Amacımız hem Monet sergisini görmek hem de güzel bir İstanbul günü yaşamaktı. Her zamanki güzergahımı kullandım bu kez arkadaşımı da Beykoz'a kadar sürükleyerek :) Deniz havası alıp güne başlamak iyi geldi tabi ikimize de.
Sergi şansımıza çok kalabalık değildi o gün. Biletlerimizi alıp başladık gezmeye. Çoğunluğu olgunluk dönemine ait eserlerden oluşan bir sergiydi. Ancak özellikle bir resim vardı ki sergi benim açımdan o resmi görmemi sağladığı için bile muhteşemdi!
Pourville Kumsalı. Resme bakarken dalgaların sesini duyduğumu söylesem deli olduğumu düşünür müsünüz acaba? Hı hı ben de öyle düşündüm. Ama inanın duydum!
Sergiyi gezmemiz gayet uzun sürdü çünkü tüm anlatılanları tek tek dinledik. Ardından müze mağazasına uğradık, birer nergis temalı gözlük kabı, bir sürü kartpostal ve kitap ayracı aldık. Ancak müsadenizle 4 tl olan kartpostal fiyatına "yuh" demek istiyorum.
28 Kasım 2012 Çarşamba
11 Kasım 2012 Pazar
Günün Notları
- The Civil Wars konseri iptal, çok istediğim şeylerin olmaması, hevesimin kursağımda kalması yeni değil!
- "Kasım'da ... başkadır" klişeleri ile dolu bir aya hoşgeldiniz.
- Sodaya alışamayan tek insanım sanırım, içemiyorum işte kardeşim!
- Kendime sonbahar hediyeleri aldım bugün, yaprak temalı...
- Tamam tamam itiraf ediyorum sonbahar falan bahane acı çekiyorum ve bunu
beynimin gerisine itmek için başka şeylerle ilgileniyor gibi görünüyorum.
- Yağmur, gök gürültüsü, şimşek ve rüzgar eşliğinde sıcak çikolata içerek
resmi sonbahar açılışımı yapmış bulunuyorum.
- Hindi Zahra yeni albüm çıkartmadı mı hala ?
- Bir de konsere gelse ya bu sezon...
- Çok güzel yılbaşı kartları aldım.
- Damla sakızlı Türk kahvesi ne kadar da hoşmuş...
- Blog 3 yaşını doldurmuş ne de güzel olmuş pek de güzel olmuş.
- Hayatımın en güzel selamını hiç tanımadığım birinden aldım bugün, "güzel insan" olarak görülmek hiç bu kadar mutluluk vermemişti daha önce...
- Sahilde Kafka'yı okuyorum... Sanki o hikayeler birbirine bağlanmayacak gibi hissediyorum ve yanılmayı diliyorum!
- Sanırım artık gözlük kullanmayı ertelememem gerek, bugün yanlış insana sarılma tehlikesi atlattım!
- Bir de şöyle birşey var;
Siz gittiniz, gittiniz, gittiniz,
Ben kaldım, kaldım, kaldım,
Sesiniz kaldı, onda kaldım,
Yöneldim yüzünüze baktım,
Yöneldim gözlerinize baktım,
Orada yansıyan bana baktım.
Yalnızlığımı nasıl anlayacaktım.
Ö.Asaf
- "Kasım'da ... başkadır" klişeleri ile dolu bir aya hoşgeldiniz.
- Sodaya alışamayan tek insanım sanırım, içemiyorum işte kardeşim!
- Kendime sonbahar hediyeleri aldım bugün, yaprak temalı...
- Tamam tamam itiraf ediyorum sonbahar falan bahane acı çekiyorum ve bunu
beynimin gerisine itmek için başka şeylerle ilgileniyor gibi görünüyorum.
- Yağmur, gök gürültüsü, şimşek ve rüzgar eşliğinde sıcak çikolata içerek
resmi sonbahar açılışımı yapmış bulunuyorum.
- Hindi Zahra yeni albüm çıkartmadı mı hala ?
- Bir de konsere gelse ya bu sezon...
- Çok güzel yılbaşı kartları aldım.
- Damla sakızlı Türk kahvesi ne kadar da hoşmuş...
- Blog 3 yaşını doldurmuş ne de güzel olmuş pek de güzel olmuş.
- Hayatımın en güzel selamını hiç tanımadığım birinden aldım bugün, "güzel insan" olarak görülmek hiç bu kadar mutluluk vermemişti daha önce...
- Sahilde Kafka'yı okuyorum... Sanki o hikayeler birbirine bağlanmayacak gibi hissediyorum ve yanılmayı diliyorum!
- Sanırım artık gözlük kullanmayı ertelememem gerek, bugün yanlış insana sarılma tehlikesi atlattım!
- Bir de şöyle birşey var;
Siz gittiniz, gittiniz, gittiniz,
Ben kaldım, kaldım, kaldım,
Sesiniz kaldı, onda kaldım,
Yöneldim yüzünüze baktım,
Yöneldim gözlerinize baktım,
Orada yansıyan bana baktım.
Yalnızlığımı nasıl anlayacaktım.
Ö.Asaf
17 Ekim 2012 Çarşamba
Günün Notları
- Sanatın Öyküsü (E.H.Gombrich), sahaflarda bulan duyan olursa bir ses versin olmaz mı ?
- Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde "Hattuşa’da 106 Yıl" sergisi var, görmeli.
- Etgar Keret'in yeni kitabı raflarda, "Kapı Birden Vuruldu"
- Bir de "Kağıt İnsanlar"ı almalı ve okumalı sanki.
- Sahaf festivalini kaçırdım, en çok üzüldüğüm şu festivale özel hazırlanan ayraçlardan birini alamamış olmak!
- Son bir haftadır kitap okuyamadım ama bu sabah bir kitap bitirdim, mutluyum.
- Okunacak kitap sayısını azaltmak için uzun süredir yeni kitap almıyorum ama bu kez de alınacaklar birikti !
- Film izlemeyi özledim, hem evde hem de sinemada...
- Tiyatro sezonunu da açmalı, çok geciktirmeden.
- Onu yapmalı bunu yapmalı da nasıl zaman bulmalı, orası belirsiz.
- Yapraklar kızarmaya başlamış, yaşasın sonbahar!
- Bir de şöyle birşey var,
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç!
Sana diyeceklerim söylemekle bitmez...
Yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar,
adına düğümlendi...
15 Ekim 2012 Pazartesi
Muhteşem Gatsby - F.Scott Fitzgerald
Çok genç ve toy günlerimde babamın verdiği bir öğüt aklımdan hiç çıkmadı. "İçinden ne zaman birini eleştirmek gelse" demişti, "bu dünyada herkesin senin sahip olduğun üstünlüklerle doğmadığını anımsa, yeter."
Kitabın anlatıcısı Nick, borsa işi yapmak için New York'a taşınır. West Egg bölgesinde küçük bir ev tutar. En yakınındaki evde genç, gizemli, yakışıklı ve zengin komşusu Jay Gatsby yaşamaktadır.
Gatsby'nin evinin tam karşısında, East Egg'de ise Nick'in kuzeni Daisy yaşar. Daisy, Tom ile evlidir. Aynı zamanda Gatsby'nin eski sevgilisidir.
Jay Gatsby, kimseyle samimi olmayan, gizemli, kendisi ile ilgili söylentilere kulak asmayan ve her gece evinde büyük partiler veren biridir. Evi, hiç tanımadığı insanlarla dolup taşmakta iken o sadece tek bir kişinin gelmesini bekler.
Nick, Gatsby'nin bu ününe uzun süre uzak kalamaz ve Gatsby ile arkadaş olur. Gatsby, Nick'e önemli bir sırrını anlatır ve bu Daisy ile ilgilidir.
Kitapla ilgili nette yorumlara bakındığımda ya çok sevildiğini ya da nefret edildiğini, zaman kaybı olarak görüldüğünü okudum. Neredeyse ortası yok gibi. Ben, çok seven, beğenen, keyifle ve biraz da hüzünle okuyan taraftanım.
Bence muhteşem bir tutku ve hırs hikayesi. Kapağı ise kitaba çok uymuş gibi sanki, çok beğendim.
Keyifli okumalar.
7 Ekim 2012 Pazar
Kitap Hırsızı - Markus Zusak
Gümüş gözlü baba, Liesel, trenler, Max, annenin küfürleri, Rudy, kitaplar, belediye başkanının evi, hırsızlık, şekerlemeler, Max'ın hediyesi, saklanmak, korkmak, Islıkçı, yumruklar, çapraz bulmaca, kardan adam, kelimeler, akordiyon, Rüya Taşıyan, Karanlıkta Bir Şarkı, Himmel sokağı...
Mükemmel bir kitap okumuş olmak istiyorsanız bu kitabı okuyunuz !
"Her yerde kitaplar! Bütün duvarlar oldukça kalabalık ancak mükemmel sıralanmış raflarla giydirilmişti. Duvarın boyasını görmek neredeyse mümkün değildi. Siyah, kırmızı, gri, her renkten kitabın sırtında değişik tarzda ve boyda yazılar vardı. Liesel Meminger'in hayatında gördüğü en güzel şeylerden biriydi.
Hayretle gülümsedi. Böyle bir oda nasıl olabilirdi!
Koluyla yüzündeki gülümsemeyi silmeye çalıştıysa da bunun anlamsız bir çaba olduğunu anladı. Bedeninde gezen bakışları onun yüzünde durdu. Mümkün olabileceğini düşündüğünden daha uzun bir sessizlik oldu. Sessizlik kopmak için yakaran bir lastik gibi uzadı. Kız kopardı.
İzin verir misiniz ?
Sözcükler dönüm dönüm uzanan ahşap zeminde durdular. Kitaplar kilometrelerce ötedeydi. Kadın kafasını salladı. Evet, alabilirsin.
Gitgide oda küçüldü, ta ki, kitap hırsızı birkaç adımla uzanıp raflara dokunana dek. Tırnaklarının kitapların sırtına değip geçerken çıkarttığı tıkırtı sesini dinleyerek elinin tersini ilk rafta gezdirdi. Çıkan ses bir çalgı sesi gibiydi ya da koşan ayakların notaları gibi. Peşpeşe raflar boyunca ellerini yarıştırdı. Ve kahkahalar attı.
Kaç kitaba dokunmuştu? Kaç kitabı hissetmişti?
Raflara doğru ilerleyip bu kez daha yavaşça ve elinin içiyle tekrar kitaplara dokundu; avuçlarının içinde her kitabın sırtının oluşturduğu engebeyi hissediyordu. Işıklı bir avizeden yayılan parlak hüzmeler gibi büyülü bir histi, kusursuz bir güzellik karşısında duyulan his gibi. Birçok kere neredeyse yerinden çekip çıkaracaktı kitaplardan birini ama düzeni bozmaya cesaret edemedi. Fazla mükemmeldiler."
Mükemmel bir kitap okumuş olmak istiyorsanız bu kitabı okuyunuz !
"Her yerde kitaplar! Bütün duvarlar oldukça kalabalık ancak mükemmel sıralanmış raflarla giydirilmişti. Duvarın boyasını görmek neredeyse mümkün değildi. Siyah, kırmızı, gri, her renkten kitabın sırtında değişik tarzda ve boyda yazılar vardı. Liesel Meminger'in hayatında gördüğü en güzel şeylerden biriydi.
Hayretle gülümsedi. Böyle bir oda nasıl olabilirdi!
Koluyla yüzündeki gülümsemeyi silmeye çalıştıysa da bunun anlamsız bir çaba olduğunu anladı. Bedeninde gezen bakışları onun yüzünde durdu. Mümkün olabileceğini düşündüğünden daha uzun bir sessizlik oldu. Sessizlik kopmak için yakaran bir lastik gibi uzadı. Kız kopardı.
İzin verir misiniz ?
Sözcükler dönüm dönüm uzanan ahşap zeminde durdular. Kitaplar kilometrelerce ötedeydi. Kadın kafasını salladı. Evet, alabilirsin.
Gitgide oda küçüldü, ta ki, kitap hırsızı birkaç adımla uzanıp raflara dokunana dek. Tırnaklarının kitapların sırtına değip geçerken çıkarttığı tıkırtı sesini dinleyerek elinin tersini ilk rafta gezdirdi. Çıkan ses bir çalgı sesi gibiydi ya da koşan ayakların notaları gibi. Peşpeşe raflar boyunca ellerini yarıştırdı. Ve kahkahalar attı.
Kaç kitaba dokunmuştu? Kaç kitabı hissetmişti?
Raflara doğru ilerleyip bu kez daha yavaşça ve elinin içiyle tekrar kitaplara dokundu; avuçlarının içinde her kitabın sırtının oluşturduğu engebeyi hissediyordu. Işıklı bir avizeden yayılan parlak hüzmeler gibi büyülü bir histi, kusursuz bir güzellik karşısında duyulan his gibi. Birçok kere neredeyse yerinden çekip çıkaracaktı kitaplardan birini ama düzeni bozmaya cesaret edemedi. Fazla mükemmeldiler."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

